[Ömer Sağlam] *Çağdaş Deli Petro Putin Putu Devrilirken

Yayınlandı: 13 / [05] Ömer Sağlam

 


Reha Muhtar, 9 Aralık 2015 tarihli “Putin’in ilginç hayatı” başlıklı yazısında(1) 15 yıldır Rusya’yı adeta demir yumrukla yöneten ve bu itibarla siyaset literatürüne “Putinizm” diye bir kavramın yerleşmesine sebep olan Rusya  lideri Vilademir Putin hakkında oldukça ilginç bilgiler aktarmış.

Reha Muhtar söz konusu yazısını İngiliz Gazeteci Ben Judah’ın defalarca Rusya’ya seyahatler yaparak ve Putin’in en yakınındaki kişilerle görüşerek hazırladığı ve 2014 yılında yayınlanan “Fragile Empire. How Russia Fell In and Out of Love with Vladimir Putin” isimli kitabından alıntı ile Hürriyet’in eki Kelebek’teki yazıya dayandırmış. Kitabın ismi Türkçede “Kırılgan İmparatorluk… Rusya Putin’e Nasıl Âşık Oldu ve Ondan Nasıl Soğudu?..” anlamına geliyor. Öyle ki; bu bilgileri okuyunca insanın, Rus jetinin düşürülmesinden sonra Rusya liderinin, Türkiye hakkındaki sözlerine ve uygulamalarına normal nazarıyla bakmaması mümkün değildir. Bu durum, Anadolu’da “Delidir, ne yapsa yeridir” şeklinde ifadesini bulmaktadır.

Reha Muhtar’ın  aktardığına göre; Putin, Sovyetlerin çöktüğü 1990 yılında bir KGB Albayı’dır. O sırada Doğu Almanya’nın Dresden kentindedir. Görev yaptığı KGB binasının antikomünistlerce baskına uğraması üzerine ne yapması gerektiği konusunda Moskova’ya sorduğu sorulara cevap alamayınca Sovyetlerin çöktüğü sonucuna varıyor! Kendisini bugünlere taşıyan adamlardan birisi Anotoly Sobchak isimli bir hukuk profesörüdür. Üniversiteden Putin’in hocası ve aynı zamanda danışmanı ve akıl hocasıdır.

Kendisiyle görüşmek isteyen bürokratlar kapısında kuyruk olmaktadır. Kapısında saatlerce beklemek vaka-i adiyedendir. Spora düşkün olduğu bilinen Putin’in spor yaparken en yakınlarında olanlar kendi adamları ve dostları, rakipleri ise korumalarıdır. Bu itibarla Putin’in spor karşılaşmalarındaki, özellikle de judoda almış olduğu galibiyetleri nasıl kazandığı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Dostları kendisine önceden “Patron” diye hitap ediyorlarmış, şimdi ise “Çar” diyorlarmış.

Bizde de dostlarınca önceden “Reis” olarak çağrılanların, 2009’da Davos’ta yaşananlardan sonra “Padişah” ve “Halife” olarak çağrıldığını, hatta “kendisine dokunmanın ibadet olduğunu”, “Allah’ın bütün sıfatlarının kendisinde toplandığını” söyleyenlerin bulunduğunu hatırlamakta fayda var. Elbette penaltı atışlarında kaleye geçenlerin topun filelerle buluşması için neler yaptığını da. Demek oluyor ki; lideri yüceltmek, doğu insanının ortak davranışlarından birisi. Rus, Türk ve Arap olması hiç önemli değil. Kafalar ve zihniyetler aynı!

Putin’in çalışma masası ağır ahşap bir masa.Üzerinde bilgisayar filan yok. Putin fazla kitap okuyan birisi değil. Görev süresi boyunca okuduğu kitap sayısı, sadece iki romandan ibaret! Öğleden sonraları danışmanları toplanıp, görevli oldukları konularda Putin’e raporlarını sunuyorlar. Bu da doğulu liderlerin ortak yanlarından birisi olsa gerek.

Putin, yabancı ülkeleri ziyaret ettiğinde, aynı otelde yaklaşık 200 oda tutuluyor ve o otel neredeyse Kremlin’e dönüştürülüyor…İstihbarat servisi, gerekli kontrolleri bir ay öncesinden yapıyor…Çarşaflar ve banyo takımları Rusya’dan özel ve yine mühürlü bir şekilde getirilen ürünlerle değiştiriliyor. Odaya sadece bizzat devlet başkanı girebiliyor. Ziyaretler esnasında Putin, maiyetinde sadece Rus aşçılar değil, garsonlar ve temizlik görevlileri de bulunduruyor… En büyük korkusu zehirlenmek… Kimse bu yüzden Putin’e bilgisi dışında yemek sunamıyor. Görüşme süresi 15 dakika. Ajandası dolu. Bazı görüşmeler için sonraki yıla randevu veriliyor.

En yakınındaki canlı, Koni isimli siyah Labrador cinsi köpeği. Ama ilişkileri Putin standardına göre biraz karmaşık. Devlet başkanına karşı keyfi davranan, ona isyan eden, yüzüne ‘bağıran’ tek canlı o. En çok, bizde ‘Deli’, Batı’da ‘Muhteşem’ diye bilinen Çar Petro’nun hayatına meraklı birisi Putin…

Rusya Federasyonu Dağılabilir!

İşte size, 2000 yılından beri Rusya’yı adeta demir yumrukla yöneten Vilademir Putin’in portresi. Böyle bir adama “normal” gözüyle bakmak, herhalde normal insanların yapacağı bir şey olmasa gerekir.  En kayda değer tarafı ise Çar Deli Petro’nun izinden gidiyor olması ve onun misyonunu gerçekleştirmeye çalışmasıdır. Önce Kırım’ı işgal etmesi, sonra da Suriye’ye dalması bu sebepledir. Yani Rusya’nın 300 senelik hülyası olan sıcak denizlere inme gayreti. Ancak çağdaş Deli Petro’nun hesap edemediği bir şey var; dünya 18. yüzyılın dünyası değildir ve Rusya, şu anda 18. yüzyıldaki kadar güçlü değildir. Siz bakmayın, Rusya’nın bilmem kaç bin nükleer başlıklı füzeye ve bilmem kaç tane, savaş gemisine, kaç bin tane tanka ve savaş uçağına sahip olmasına. Rusya şu anda gerçekten de tarihinin en zayıf zamanlarından birisini geçirmektedir. Çünkü, bilgi teknolojileri ve uzay çalışmaları konusunda, batının çok gerisinde kalmıştır Rusya. Batının elindeki silah gücü ise Rusya’dan kat be kat fazladır ve Türkiye de zaten o batının bir parçasıdır. En azından askeri savunma anlamında…

Emrindeki Varşova paktı çoktan dağılmış, eski Varşova Paktı üyesi olan ülkelerin pek çoğu NATO ve AB vasıtasıyla batı ile entegre olmuşlardır. Rusya tekmil Doğu Avrupa’yı ve Balkanları kaybettiği gibi, batı, Estonya, Litvanya ve Letonya gibi Baltık Cumhuriyetleri vasıtasıyla Rusya’nın göbeğine kadar ilerlemiş bulunmaktadır. Muhtemelen yakında Ukrayna da batı ile entegre olacaktır. Rusya, 2014 yılında Kırım’ı işgal ederek Batı’ya bir mesaj verdi ise de, batının uyguladığı ekonomik ambargo sebebiyle sersemlediği kesindir. Şimdi ise bazı özel şartları sebebiyle bu ambargoya uymayan ve batıya tek çıkış kapısı olan Türkiye’yi de  kaybetmekle karşı karşıyadır Rusya.

Prof. Dr. Ata Atun bu konuda diyor ki; Gerçekte dünya üzerinde küresel güç olmaya soyunan Rusya’nın elinde stratejik öneme sahip herhangi bir ekonomik güç yok. ABD, dünya üzerindeki petrol yataklarının yüzde sekseninin, Çin tüm kıymetli ve stratejik öneme sahip madenlerin çıkarıldığı ocakların kontrolünü elinde tutuyor. Rusya’nın elinde ise sadece kendi toprakları içinde çıkan petrol ve doğalgazdan başka bir şey yok. ABD dünya petrol ve doğalgaz fiyatlarını yapay olarak manipüle ederek Rusya’nın ekonomisini parmağında oynatıyor. Dünya ham petrol varil fiyatının 1 Dolar düşmesi, Rusya’nın döviz girdilerini yaklaşık 2 Milyar dolar azaltıyor. ABD’nin Rusya’yı ekonomik olarak iflas ettirmek stratejisinin verileri doğrultusunda 2012 yılından beri düşüş trendine girmiş olan dünya ham petrol fiyatları Rusya ekonomisine ve bütçesine onarılmaz zararlar vermeye başlayınca Rusya Cumhurbaşkanı Putin çözümü bölgede gerginliği tırmandırmakta buldu…”(2)

Prof. Dr. Ata Atun’un sözlerine ilave olarak eklemek gerekirse; medyaya yansıyan haberlere göre, Rus jetinin düşürülmesinden sonra Rus borsası %11, Ruble ise %5 değer kaybetmiştir. Bu da Rus ekonomisinin ne kadar kırılgan olduğunun en bariz göstergelerinden birisi olsa gerekir.

Bu sebeple birçok dış politika uzmanı gibi bize göre de Rusya Federasyonu’nun ve Vilademir Putin’in sonu, Sovyetler Birliği’nin ve Mihail Gorbaçov’un sonu gibi olacaktır. Nasıl ki; Sovyetler Birliği Afganistan’da kendi aleyhine sonuçlanacak bir savaşa tutuşarak kendi sonunu hazırlamışsa, Rusya Federasyonu da Suriye’de aynı hataya düşmüş bulunmaktadır. Ya da şöyle diyelim; yıkılmak üzere olan Sovyetler Birliği nasıl ki; son bir hamle ile ve belki güçlenerek çıkarım umuduyla Afganistan’a dalış yaptıysa ve dağıldıysa, Rusya Federasyonu da aynı düşüncelerle Suriye’ye müdahale etmiştir ve yenilgi ile çıkıp kuvvetle muhtemel dağılacaktır. Bu noktada Rusya Başbakanı Medvedev’in “Eğer biz Suriye’ye girmeseydik, önümüzdeki yıllarda Türkiye karşımıza devasa bir ülke olarak çıkacaktı” şeklindeki açıklaması ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılış tecrübesini yaşayan Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un “Rusya, Türkiye ile sürtüşürse kaybeden kendisi olur”(3) sözünü oldukça anlamlı buluyoruz biz.

Gerek Mihail Gorbaçov’un yukarıdaki uyarısının, gerekse Gazprom Başkanı Aleksey Miller’in, “Eğer Gazprom Türkiye’ye doğalgaz sevkiyatını durdurursa, Türkiye’deki itibarı sıfıra iner. Umarız böyle bir durum oluşmak zorunda kalmaz”(4) şeklindeki ikazlarının Putin’in aklını başına getirdiği anlaşılıyor. Çünkü, böyle bir durumda, yani Türkiye’ye yapılan gaz sevkiyatını kesmesi durumunda Rusya, sadece Türkiye’yi değil, en büyük gaz ve petrol alıcısı batılı ülkelerin güvenini de sarsacaktır. Doğalgazı ve Petrolü bir anlamda elinde patlayacaktır. Bu da Putin Putu’nun devrilmesi demek olacaktır. O sebeple, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 11 Aralık Cuma günü Roma’da yapmış olduğu konuşmada ABD’nin ve Türkiye’nin tezine yaklaşarak Türkiye-Suriye sınırının kapatılmasını istemesi(5), Vilademir Putin’in ise yine aynı gün, Rus jetinin düşürüldüğü 24 Kasım’dan sonra ilk defa olmak üzere; Türkiye’nin adını açıkça zikretmeksizin “Rusya’nın stratejik nükleer gücünün etkisini artırma konusuna özellikle yoğunlaşmalıyız”  diyerek geçen hafta yapmış olduğu “Umarım terörle mücadelede nükleer silahlara asla ihtiyaç duymayız”şeklindeki saçma sapan tehdidi yumuşatma gayretinin içine girmiş olması, gerçeklerin Rus yöneticilerinin kafalarına dank ettiğinin habercisi gibi geldi bize.

Putin’in Türkiye’nin adını zikretmeksizin yapmış olduğu açıklama tam olarak şöyle: “Askerlerimize yeniden provokasyon düzenlemeye kalkışacak herkesi uyarıyorum. Suriye’deki askerlerimizin ve üssümüzün güvenliği için gereken tüm ek tedbirleri aldık. Üssümüzün güvenliği hava savunma sistemleri ile güçlendirildi. Tüm hava operasyonlarımız, savaş uçakları eşliğinde gerçekleştiriliyor. Çok sert davranmanızı emrediyorum. Rus askerlerini ya da sahadaki askeri yapılarımızı tehdit eden her hedefi hemen imha edin. Aynı zamanda teröristlerin yok edilmesiyle ilgilenen her devletle işbirliği yapın”(6).

Putin’in yukarıdaki açıklamasında yer alan “Aynı zamanda teröristlerin yok edilmesiyle ilgilenen her devletle işbirliği yapın” sözleri oldukça dikkat çekicidir. Kim bilir Rusya, belki de önümüzdeki günlerde  Suriye’de IŞİD’e karşı mücadele eden ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu müttefik güçlerle işbirliği yoluna bile gidebilir. Aksi durumda ise Putin, ayakta tutmaya çalıştığı Beşar Esat’tan daha önce bile iktidardan düşebilir! Zira Batılı hayat tarzıyla tanışan ve bu hayat tarzını benimseyen Rus halkının, Putin’in, hayatlarını yeniden Sovyet dönemi hayat tarzına çevirmelerine daha fazla rıza göstermeyeceğine inanıyorum. 


  Ömer Sağlam

______________

1-http://www.gazetevatan.com/reha-muhtar-892677-yazar-yazisi-putin-in-ilginc-hayati-/
2-http://www.turkishnews.com/content/2015/12/10/rusya-iflasa-surukleniyor-3/
3-Aynı kaynak.
4- http://www.gazetevatan.com/gazprom-baskani-turkiye-ye-dogalgaz-sevkiyati-durursa-itibarimiz-sifira-iner-891098-ekonomi/,
5- http://www.aksam.com.tr/guncel/lavrov-rusya-suriyenin-bolunmesine-karsi/haber-470529
6- http://www.milliyet.com.tr/putin-den-yine-nukleer-silah/dunya/detay/2162120/default.htm

Reklamlar

Yorumlar kapalı.